var olan - Türkçe İngilizce Sözlük

var olan

"var olan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
var olan substantial s.
Genel
var olan existing s.
The first step is to draw up a detailed inventory of the existing legislation in this sector.
Burada ilk adım, bu sektördeki var olan mevzuatın ayrıntılı bir envanterini çıkarmaktır.

More Sentences
var olan subjective s.
For him, his subjective experience is the objective reality that exists in the same way for all individuals.
Onun için öznel deneyimi, tüm bireyler için aynı şekilde var olan nesnel gerçekliktir.

More Sentences
var olan around zf.
He is the best tattoo artist around.
Var olan en iyi dövme sanatçısı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
var olan existing s.
The first step is to draw up a detailed inventory of the existing legislation in this sector.
Burada ilk adım, bu sektördeki var olan mevzuatın ayrıntılı bir envanterini çıkarmaktır.

More Sentences
Genel
var olan substantialise [uk] f.
var olan substantialize [us] f.
var olan substantial s.
var olan existential s.
var olan actual s.
var olan one s.
var olan existent s.
Felsefe
var olan presential s.

"var olan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dünyada var olan şey terrestrial i.
doğuştan var olan kusur inherent defect i.
yaradılıştan var olan kusur inherent defect i.
gerçekten var olan concrete i.
var olan ikincil veriler derlenerek gerçekleştirilen araştırma desk research i.
"rüzgâr" ve "su" anlamına gelen, doğada var olan yaşam enerjisini, yaşanılan mekânlarda harekete geçirme yöntemlerini gösteren eski bir çin öğretisi feng shui i.
sadece ismen var olan şey name i.
var olan her şeyin düşünceye bağlandığı sanat akımı idealism i.
(gazete, kitap, televizyon, sinema) internet öncesinde var olan medya old media i.
şu anda var olan şey is i.
tüm biçimlerde var olan şey pantamorph i.
birlikte var olan, aynı ya da benzer şeylerden oluşan grup platoon i.
binbir musibet sonrası yeniden var olan şey phenix i.
var olan şeye özgü metafiziksel durum subsistence i.
var olan şey subsistent i.
var olan şey substantial i.
evrimsel mücadelede sağ kalmak üzere var olan gelecekteki insan superman i.
var olan yetkiyi geri almak deauthorise f.
var olan yetkiyi geri almak deauthorize f.
(zaten var olan şeyi) yeni baştan yapmak reinvent f.
çok eski çağlarda var olan aboriginal s.
tabiatında var olan inherent s.
her zaman her yerde var olan omnipresent s.
başlangıçta var olan primordial s.
önceden var olan preexisting s.
doğasında var olan inherent s.
içinde var olan built in s.
ismen var olan nominal s.
beraber var olan coexistent s.
özünde var olan immanent s.
her zaman var olan (bir nitelik) unfailing s.
hala var olan extant s.
doğumda var olan natal s.
kaderinde var olan destined s.
kendinde var olan inherent s.
içinde var olan inbuilt s.
içinde var olan in-built s.
önceden var olan pre-existing s.
her yerde var olan ubiquitous s.
başlangıçtan beri var olan primordial s.
hep var olan ever present s.
özünde var olan originary s.
önceden var olan pre-existing s.
geçerli bir biçimde var olan validly existing s.
aklın dışında var olan extramental s.
her zaman her yerde var olan totipresent [obsolete] s.
görünür olanın ötesinde var olan transphenomenal s.
doğmadan var olan unborn s.
beraberinde var olan attending s.
her yerde var olan ubiquitary [obsolete] s.
her yerde var olan ubiquarian [rare] s.
başlangıcı olmadan her zaman var olan unbegun s.
kendi kendine var olan unbegotten s.
tabiatında var olan elemental s.
yaratılmadan var olan uncreated s.
kendi kendine var olan uncreated s.
ezelden beri var olan unoriginated s.
muadillerinden daha uzun süredir var olan middle-aged s.
akla göre var olan objective s.
zihne göre var olan objective s.
gerçekliğin parçası olarak gözlemciye bağlı var olan objective s.
insanların bilgisi dışında var olan offscreen s.
kimseye görünmeden var olan offscreen s.
ekran dışında var olan offscreen s.
tanımsız olarak var olan one s.
evrensel olarak var olan omnipresential s.
her zaman her yerde var olan omnipresential s.
birlikte var olan connate s.
gerçekte var olan in esse s.
özünde var olan ingrained s.
aynı zamanda var olan cotemporary s.
yalnızca rüyalarda var olan dreamt s.
kendiliğinden var olan increate s.
kendinde var olan innate s.
tüm biçimlerde var olan pantamorphic s.
sonradan var olan postliminiar s.
sonrasında var olan postexistent s.
sonsuza kadar birlikte var olan coeternal s.
belirli bir süreliğine var olan finite s.
başlangıçta var olan primordiate s.
krizden önce var olan precrisis s.
kriz öncesi dönemde var olan precrisis s.
deney öncesi var olan pre-experiment s.
imtiyaz sayesinde var olan prerogative s.
gelişmemiş şekilde var olan seedling s.
özü ile var olan self-existent s.
bağımsızca var olan self-existent s.
yalnızca fiziken var olan shadow s.
başından beri var olan founding s.
önce var olan prevenient s.
altı yıldır var olan six-year-old s.
hem uzayda hem mekanda var olan spaciotemporal s.
özünde var olan innate s.
gerçekten var olan indisputable s.
her zaman her yerde var olan pervading s.
ölümden sonra var olan future s.
zihin dışında var olan bir şeyin içinde in rebus zf.
zihin dışında var olan bir şeyin içinde in re zf.
Öbek Fiiller
kayıtta var olan sesin üstüne başka ses kaydetmek dub something over f.
var olan bir kaydın üzerine yeni bir kayıt eklemek/ekleme yapmak dub over f.
var olan bir kayda sonradan ses eklemek dub something in f.
var olan bir kaydın üzerine yeni bir kayıt eklemek/ekleme yapmak dub in f.
(bilgisayar oyunlarında) önceden var olan bir unsuru kaldırmak/çıkartmak dummy out f.
İfadeler
şirketin, hepsi genç olan dört üyesi var the company has four members, all of whom are young expr.
Konuşma Dili
japon çizgi dizileri veya bu dizilerde var olan karakterlerin biriyle veya bir kısmıyla takıntılı olan kişilere takılan lakap weeb i.
beyazların başka kültürde zaten var olan bir şeyi yeni keşfetmiş gibi yapması columbusing i.
kendi içerisinde var olan şey end in itself i.
kesin olan bir şey var one thing is certain expr.
ya iki katı ya hiç (var olan borcun kazanma durumunda silineceği, kaybetme durumunda iki katına çıkacağı bir bahis) double or quits [uk] expr.
ya iki katı ya hiç (var olan borcun kazanma durumunda silineceği, kaybetme durumunda iki katına çıkacağı bir bahis) double or nothing expr.
Deyim
var olan unsurları duruma uyum sağlaması için ayarlama procrustean solution i.
gerçekte var olan kimse flesh and blood i.
kendi içerisinde var olan şey an end in itself i.
kendi içerisinde var olan şey an end in itself i.
yanında olan birisi var olmak have someone in one's corner f.
var olan bir şeyi yeniden bulmak için zaman kaybetmek reinvent the wheel f.
yanında olan birisi var olmak have in corner f.
(eğer biri) var olan bir şeyin daha iyisini yapabilirse/var olan bir şeyi geliştirebilirse başarıyı elde eder (if one can) build a better mousetrap expr.
Konuşma
sürmekte olan bir toplantı var there is a meeting in progress expr.
ölmekte olan insanlar var there are people dying expr.
evli ve doğmak üzere olan bir çocuğu var he's married with a kid on the way expr.
burada tıp deneyimi olan var mı? does anyone here have any medical experience? expr.
burada tıbbi deneyimi olan var mı? does anyone here have any medical experience? expr.
burada tıbbi tecrübesi olan var mı? does anyone here have any medical experience? expr.
burada tıp tecrübesi olan var mı? does anyone here have any medical experience? expr.
sanırım sende bana ait olan bir şey var I think you've got something that belongs to me expr.
sanırım sende bana ait olan bir şey var I think you've got something of mine expr.
Ticaret/Ekonomi
var olan bir borcu ödemek için yapılan borçlanma refinancing i.
yeni ihraç olunan veya halen var olan süresi bir yıldan uzun borç araçlarının alınıp satıldığı piyasa bond market i.
altın ve ya gümüş karşılığı var olan ve değeri değişmeyen para sound money i.
altın ve ya gümüş karşılığı var olan ve değeri değişmeyen para hard currency i.
altın ve ya gümüş karşılığı var olan ve değeri değişmeyen para strong currency i.
ekonomik büyüme öncesinde var olan preboom s.
ekonomik patlama öncesi var olan preboom s.
denetim öncesinde var olan preaudit s.
Hukuk
avrupa'da derebeylik sisteminden önce var olan, günümüzde sadece shetland ve orkney'de bulunan mülkiyet sahibi udaler i.
avrupa'da derebeylik sisteminden önce var olan, günümüzde sadece shetland ve orkney'de bulunan mülkiyet sahibi udaller i.
avrupa'da derebeylik sisteminden önce var olan, günümüzde sadece shetland ve orkney'de devam eden toprak mülkiyeti türü udal i.
var olan bir kanunu kaldırmak annul a statute f.
kanun düzenlenmeden önce var olan precode s.
kanunnameden önce var olan precode s.
duruşma öncesi var olan pretrial s.
duruşma öncesi var olan pre-trial s.
Siyasal
halihazırda var olan bütün toplumsal, ekonomik ve politik kurumları tamamıyla ortadan kaldırıp, devrim yapmak isteyen inanış nihilism i.
kraliyet sarayında i. charles'tan itibaren var olan ve genellikle saygıdeğer bir ingiliz besteciye onursal unvan olarak verilen makam master of the queen's music [uk] i.
kraliyet sarayında i. charles'tan itibaren var olan ve genellikle saygıdeğer bir ingiliz besteciye onursal unvan olarak verilen makam master of the king's music [uk] i.
güney afrika'da eskiden var olan bir siyasi parti progressive party i.
abd'de eskiden var olan bir siyasi parti progressive party i.
güney afrika'da eskiden var olan bir siyasi parti progressive federal party [south africa] i.
Teknik
doğada var olan süreç natural action i.